-->
gereken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gereken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2012 Pazar

Yeni başlayan ilişkilerde dikkat edilmesi gereken 5 nokta!

Kıskanç bir adamım…


Kaç haftadır dikkat ediyorum, Cansu Yağız benden çok daha popüler. Tamam, güzel kadın… Güzel de yazıyor… Ama yine de, insan bi kıskanıyor.


Sonra dikkat ettim, madde madde öneri yazmak, öneriyi de geçtim,


yazdığını maddelemek her zaman iyi sonuç veriyor. Önümüzdeki birkaç hafta ben de maddeleyeyim dedim. Hadi bakalım, bir de böyle deneyelim. Hem belki de Gayet.net’in sosyal medya ekibi Cansu Yağız’ı destekledikleri gibi beni de desteklerler Facebook sayfalarında filan… Kim bilir?


Sakin olun


Birkaç günlük ya da birkaç haftalık yeni bir ilişkide yapılan en önemli hata kaygılara kapılmak, ilişkiden emin olamamak, ya da ilişkinin gerçekten başlayıp başlamadığından emin olamamaktır. Genelde bu endişelerin hepsi yersiz olmakla beraber, ilk birkaç hafta birbirini tanımak, birbirine uyun sağlamak, birbirine göre kalibre olmakla geçer. Bu dönemde sakin olmakta fayda vardır. Unutmayın ki her durumda, su akar, yolunu bulur.


Hemen pes etmeyin


Hemen üstte yazılı olan maddede sakin olmayı başaramadığınız anda bir mutsuzluk, bir depresiflik ve “olmayacak galiba” hissi peydah olur. Bu hissin bir sonraki adımı da aslında “olmazsa olmasın” defansı, en abartılmış hali de kısaca “acımadı ki” savunmasıdır. Eğer ki yedi aylık değilseniz, göz ardı edin bu hisleri… İlk haftalar herkesin kendini çok kaygan bir zeminde hissettiği en tedirgin zamandır. Aklınızda olsun, çok hızla geçilecektir bu safha. Ola ki yedi aylıksanız da, unutmayın ki su akar, yolunu bulur.


Açık, net, dürüst ve elbette ağır olun


Bir ilişkinin başarılı olması için gerekli olan en temel şey iletişimdeki açıklık ve netliktir. Hele de ilk günlerini yaşayan ilişkilerde hissedilen tedirginlik ve soru işaretleri sebebiyle karşıdakine mesajları “açık ve net” iletmenin önemi tartışılmaz. Bu dönemde varsayımlarla ilerlemek, imalı ve alaycı, iğneleyici diyaloglar yerine, pek çok hayati konu satır aralarında masaya yatırıldığında ileriye yönelik en başarılı sonucu almanın yolu netlik olacaktır.


Öte yandan çok aceleci olmamakta, koşturmamakta da fayda vardır. Sakın yanlış anlaşılmasın, kendinizi ağırdan satın filan demiyorum kesinlikle. Tam tersine, içinizden geldiği gibi hareket edin her zaman ama bu tedirgin ve ürkek dönemde, karşınızdakinin çok da üstüne gidip gözünü korkutmamakta fayda var. Unutmayın ki su akar, yolunu bulur.


Unutmayın, bu bir yatırım


Bu dönemin, bu ilk günlerin ileriye yönelik çok önemli bir yatırım evresi olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bu dönemde sohbetlerinizde toplayacağınız ve aklınızda tutacağınız en ufak detaylar bile ilerde çok büyük şıklıklara, doğru yer ve zamanda kullanılabilecek minik planlara, ileride alacağınız hediyeye ya da yapacağınız davete büyük anlamlar katabilir. En umutsuz anınızda size yol gösterecek tüyolara dönüşebilir. O yüzden ola ki kulaklarınız tıkalı değilse, mümkün mertebe can kulağıyla dinleyin karşınızdakini, önemli olabileceğini düşündüğünüz şeyleri kafanızın bir kenarına yazın. (Yok canım kendinizi o kadar da kasmayın elbette. Doğa sizin için aynı şeyi yapıyor bir yandan, gerçekten hoşlandığın kişiye dair detayları zaten kaydediyor bir kenara sizin için… Önemli olan o kayıtları nerede ne zaman kullanacağını hatırlamak) Tahmin edeceğiniz gibi, su akıyor, yolunu buluyor…


Özenli Olun


Sadece yeni başlayan bir ilişkide değil, her ilişkideki anahtar nokta, muhakkak ki karşınızdakine “özenli” olmak. Bunun bir formülü yok maalesef. Ama bir ilişkiye “umursamama” musallat olmaya başladığında – ki kendisi özen görstermenin bildiğin baş düşmanı, en büyük rakibidir – o ilişki çatırdamaya başlar.


Bir ilişkinin en temeline, harcına konan özen ne kadar fazlaysa bu ilişkinin geleceği de o kadar sağlıklı olur desek mantıklı olsa da sadece temele değil, her kata, ilişkinin her anına özen göstermek, karşınızdakine özen göstermeyi her daim sürdürmek, hiçbir zaman otomatik pilota geçmemeyi hatırlamak lazım. Maalesef ki su her zaman akıp da yatağını bulamaz, kurak ve çatlamış topraklarda yolunu şaşırıp kaybolup gider…


Fikri Baskın – 19.01.2012, İstanbul

Devamını oku

31 Mayıs 2011 Salı

Astımlı çocuğun bakımı yazı dizisi – 4 Hatırlanması gereken noktalar

Burada değineceğimiz altı önemli noktayı çocuğunuzla berabar gözden geçirmelisiniz. Bu noktalar çocuğunuzun astım olduğu halde yaşamdan zevk almasını sağlayacaktır.


Çocuğunuzun Kontrolü Almasına Yardımcı Olmak


Çocuğunuz hastalığı nasıl kontrol edeceğini öğrendiği takdirde astımın yaşamını yönlendirmesinden kurtulabilecektir. Çocuğunuza yazılan ilacın nasıl kullanılması gerektiği ve ilacın nasıl etki ettiği konusunda emin olmanız ve bu bilgileri çocuğunuza aktarabilmeniz gerekmektedir. Ancak bu sayede ilaçtan en yüksek düzeyde fayda sağlanacaktır. Uygun ilacın doğru dozda, doğru zamanda, yaşa uygun bir cihaz yardımıyla alınması halinde hastalığın kontrolü mümkün olmaktadır. Sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzı astım hastalığını direkt olarak etkilemese bile çocuğunuzun formda kalmasını sağlayarak enfeksiyonlarla savaşmasında ona yardımcı olacaktır.
Çocuğunuzla konuşarak hangi zamanlarda astım yüzünden kendini güçsüz hissettiğini anlamaya çalışmalısınız. Daha sonra onunla beraber çalışarak durumu düzeltmeye yönelik çözümler arayabilir, ilacını zamanında almayı hatırlamasına yardımcı olabilirsiniz. Aynı zamanda astımlı çocukların oyunu ve egzersizi ne zaman bırakması gerektiğini bilmeleri lazımdır.


Atağı Önleme Üzerine Yoğunlaşmak


Çocuğunuzun hastalığı anlamasına yardımcı olurken atakların nasıl önlenebileceğini de ona göstermelisiniz. Bu konuyu konuşmak için en iyi zaman çocuğunuzun hasta olmadığı dönemdir. Atağı başlatan faktörleri anlatmalı ve böyle bir durumda yapılması gerekenler konusunda onu bilgilendirmelisiniz. Çocuğunuza bir astım planı hazırlamasını önerebilirsiniz- astım hemşirenizden veya doktorunuzdan bu konuda yardım alabilirsiniz. Kontrolün onda olduğunu ve kendisine güvendiğinizi açıkça belirtmelisiniz; fakat canını sıkan birşey olduğunda sizinle konuşabileceğini de mutlaka söylemelisiniz.
Çocuğunuz atakların önlenmesi konusunda yapılacak herhangi bir plana okulunun dahil edilmesi konusunda isteksiz davranabilir. Sınıf arkadaşları arasında farklı bir kişi gibi muamele görme konusundaki korkularını paylaştığınızı ona söylemelisiniz, onunla dürüstçe konuşarak okuluna da hastalığı ve nasıl yardımcı olacakları hakkında bilgi vermeniz gerektiğini belirtmelisiniz.


Başkasına Ne Zaman Haber Verilmesi Gerektiğini Bilmek


Çocuğunuza hastalık kontrolünden çıktığı zaman birisine haber vermesi gerektiğini öğretmek zor olabilir. Burada size düşen görev, gereksinimlerini bir erişkine iletme konusunda çektiği sıkıntıları aşması için ona yardımcı olmaktır. Okulundaki görevlilerin gerektiği gibi bilgilendirildiğinden ve arkadaşlarını ailelerinin durumu anladığından emin olarak onun işini kolaylaştırabilirsiniz. Fakat çocuğunuzun yaklaşan bir astım atağı karşısında haber vermeyi er veya geç öğrenmesi gereklidir.


 

Devamını oku

Back to Home Back to Top Copyright © 2011 VayAmk.Net- Tüm Haklarimizi Kaybettik Arayışlar Devam Ediyor ®