-->
hakkında bilgi nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakkında bilgi nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2015 Salı

Mimar sinanın inşaa ettiği camiler eserler

Mimar sinanın inşaa ettiği eserler hangileridir bu yazımızda sizlere bu konuda bilgi vereceğiz

Mustafa Paşa Köprüsü: Meriç nehri üzerinde yapmış olduğu günümüz ülkemiz sınırları dışarısında Bulgaristan sınırları içerisinde kalan köprü,
Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü: Büyükçekmece gölü ile Marmara denizinin birleştiği noktada inşaa edilmiş olan İstanbulu Avrupa ya bağlamış olan köprüdür

İbrahim Paşa sarayı: Kanuni Sultan Süleyman'ın eniştesi ve ilk veziri olan Damat İbrahim Paşaya ait İstanbul Sultanahmet Meydanında yapılmış olan saraydır

Selimiye Camii: Mimar sinan'ın ustalık eserim   olarak adlandırdığı edirne'deki cami dir

 süleymaniye camii  kanuni sultan süleyman adına inşa edilen ve mimar sinan'ın kalfalık eserim dediği ve istanbul'da yer alan camidir
istanbul şehzadebaşı camii  kanuni sultan süleyman'ın istanbul'da ölen oğlu şehzade mehmet adına yaptırmış olduğu camidir
haseki camii  günümüzde istanbul'un fatih ilçesinde kalan ve kanuni sultan süleymanın  hürrem sultan için yaptırdığı camii olarak bilinir
 mihrimah sultan camii  istanbul edirnekapı'da bulunan kanuni sultan süleyman'ın hürrem sultandan olan kızı mihrimah sultan adına inşa edilmiştir

 rüstem paşa camii  günümüzde istanbul tahtakale semtinde yer alan kanuni sultan süleyman'ın damadı rüstem paşa için yaptırdığı cami dir
 sokullu mehmet paşa camii  günümüzde istanbul'un azapkapı olarak adlandırılan semtinde bulunan 1578 yılında  osmanlı'nın 3 padişahına sadrazamlık yapan sokullu mehmet paşa adına  yapılmış camidir
mimar sinanın insanlığa yaptığı hizmetler
 kılıç ali paşa camiibugün istanbul tophane olarak adlandırılan semtinde bulunan kaptan ı derya kılıç ali paşa tarafından 1580 yılında yapılmış olan camidir
sinan paşa camii istanbul'un beşiktaş semtinde bulunan kaptan ı derya sinan paşa tarafından yaptırılan cami dir
 kara camii  1528 yılında sofya da  kanuni sultan süleyman'ın emriyle yaptırılan 1903 yılında kiliseye çevrilen ve günümüzde halen kilise olarak kalan camidir
 ahi çebi camii  istanbul'un fatih ilçesine bağlı ve eminönü olarak tanınan semtinde bulunan camidir
  ferhat paşa camii  istanbul'un çatalca bölümünde bulunan 1575 yılında ferhat paşa tarafından yaptırılan cami olarak bilinir
 eski valide camii  istanbul üsküdar'da  olan  ikinci selim'in eşi nurbanu sultan tarafından 1583 yılında yaptırılan cami dir
drina köprüsü bosna hersek'te osmanlı'nın sadrazamlar sultanı denilebilecek 3 dönem sadrazamlık yapmış sokullu mehmet paşa adına 1577 de drina ırmağa üzerine yapılan ve 11 gözlü olan köprüsü

Devamını oku

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Eyyübiler Devletinin Kurucusu Kimdir

 Bu yazımızda sizlere eyyubiler devleti’nin kurmuş hakkında bilgi vereceğiz

 eyyubiler devletinin kurucusu Selahattin eyyubi dir   Gerçek ismi El-Melik el-Nasır Ebu’l Muzaffer Selahaddin Yusuf bin Necmeddin Eyyub olan ama kısaca Eyyübi olarak bilinen Selahattin Eyyübi 1138 yılında ırak sınırında tikrit şehrinde hayata gözlerini açmıştır. Selahattin Eyyübi Mısır Suriye Sultanı ve Eyyübiler olarak tanınan hanedanın kurucusu olarak bilinir.  Hıttin Savaşı ile 2 ekim 1187’de Kudüsü Haçlılardan kurtarmış ve kendi topraklarına dahil etmiştir. Bu şekilde Kudüste 88 yıl süre gelen Hristiyan eğemenliği sona ermiştir. Kudüsü ele almasıyla hem dünyada hem İslam tarihinde önem verilen bir hükümdar olmayı başarmıştır.
Günümüzdeki kaynaklarda Selahaddin Eyyubi’nin baba tarafının Kürt asıllı olduğu bilinir. Eyyübi’nin babası Necmeddin Eyyub vali vazifesindeyken oğluna iyi bir eğitim aldırdığı kaynaklarda yer almaktadır.

Selahattin Eyyübi iyi bir hükümdar olmanın yanı sıra Aritmetik , Astronomi, Matematik, Öklid Geometrisi gibi konularda araştırmalar yapmış ve alanın uzmanlarından olmuştur. Ayrıca Mantık, Felsefe, Sosyoloji, Fıkıh konularındada eğitimler aldığı Şam’da bulunan Dar’ul Hadis’den mezun olduğu bilinmektedir.
Devamını oku

2 Aralık 2014 Salı

Orta asyadaki ilk türk uygarlıkları hangileridir

Orta asyadaki ilk türk uygarlıkları hangileridir nedir hakkında kısaca bilgi verelim sizlere

Yıllardır tarih derslerimizde işlenen Orta asyayı kısmende olsa biliyorsunuzdur. Geçmişi olan bu köklü Türk yurtlarinda bir çok Türk uygarlığı gelişmiştir bunların en bilinenlerini ve tüm tarihciler tarafından kabul edilenlerini sıralaylım

Orta Asya TÜRK çadırı 
Anav Uygarlığı: Orta Asyada yerleşim göstermiş en eski uygarlık olarak bilinir. Aşkabat ve çevresinde yaşadıkları kabul edilmektedir.

Afenesyonova: Türk kültürünün dayandığı en eski uygarlıktır. Altay ve Sayan dağları civarında yaşayan uygarlığın Türk milletinin temelini oluşturduğu kabul edilir


Andronova Uygarlığı: Hazar dağı ile Ural dağları arasında yaşamışlardır. Tunç ve Demir gibi madenleri işleyen bu uygarlık geniş alanlara yayılma imkanı bulmuştur. Günümüzde bile andronova soyadını taşıyan kendinin Rus olduğunu düşünen insanlar yaşamaktadırlar.

Karasuk Uygarlığı: Karasuk adı verilen nehir çevresinde yaşamlarını sürdürdükleri için nehirden isimlerini aldıkları bilinmektedir. Orta Asya tarihinde demir madenini ilk kez bu uygarlık kullanmıştır

Tagar Uygarlığı: Orta Asyada bulunan ilk türk uygarllıkları arasında en gelişmiş olanıdır Abakan bölgesinde yaşadılar

İskitler: Orta asya civarında ve karadenizin yukarı kesimlerinde bulunmuşlardır. her ne kadar tagar uygarlıgı en gelişmiş olarak kabul edilsede aslında en gelişmişi iskitlerdir bunlara sakalarda denir. Bu uygarlık dünyanın ilk kadın hükümdarına sahiptir (Bknz: Tomris Hatun kimdir
)  Tarihteki önemli destanları Alp-er Tunga ve Şeyhnamedir

orta asya uygarlıkları vikipedi, orta asya ilk türk devletleri, orta asya da kurulan ilk türk devletleri,orta asya türk devletleri kültür ve uygarlık, orta asya türk cumhuriyetleri

Devamını oku

İpek Yolu Hakkında Kısa Bilgi nedir

İpek yolu hakkında kısa bilgi vermemiz gerekirse neler söyleyebiliriz bir bakalım

İpek yolu Çinden başlayıp Anadolu ve Akdeniz üzerinden Avrupaya devam eden dünya ekonomisinin yapı taşlarından birtanesidir. İpek yolunda geçmiş dönemlerde Çinden gelen ürünler özellikle ipek Mısırlılar ve Romalılar tarafından satın alınırdı. İpek yolunda ulaşımı sağlayanlar kervanlardı.

İpek yolu geçmişten günümüze en önemli ticaret yollarından biridir. Uzak doğu ülkeleri ile Batı ülkeleri arasında ipek ve baharat ticaretinde bulunulmuştur.


İpek yolu nedeniyle doğudan batıya- batıdan doğuya sürekli kervanlar gidip gelmiştir. Kervanlar gittikleri bölgelerde ticaret yaptıkları gibi kendi aralarındada ticarette bulunmuşlardır.  İpek yolunda ipek taşındığı gibi tek ticaret kaynağı ipek değildi kağıt, porselen bahar, değerli taşlar, mücevherlerde ülkeler arasında taşınmıştır. İpek yolu sayesinde farklı kültürler arasında etkileşim çokça gözlemlene bilmiştir. ipek yolu hakkında kısaca bilgi, ipek yolu haritası, ipek yolu nereden başlar, ipek yolu nerede biter, ipek yolu tarihi geçmişi
Devamını oku

Tomris hatun kimdir

Tomris hatun kimdir daha önce duydunuz mu siz bu ismi türk tarihinde ? Adını ilk defa kpss sayesinde öğrendiğim bu kadına bir çok türk erkeği dahil hayranlıkla bakar.

M.Ö 7. yüzyılda yaşayan ilk Türk kadın hükümdar olarak tanınır kendisi aslında sadece ilk türk kadın hükümdar değil dünyadaki ilk kadın hükümdardır. İskitlerin kraliçesi olarak tanıdığımız Tomris hatunun Peçeneklerinde kağanı olduğunuda tarih kaynaklarında geçmektedir.

Tomris hatun dünyanın ilk kadın hükümdarı olduğu gibi pasif bir hükümdar değildir.  O dönemlerde iran topraklarında hüküm sürmüş olan Ahamenis imparatorluğu ile hiçte küçük sayılmayacak savaşlar yapmıştır.
Ayrıca Tomris hatun hakimiyeti süresinde Perslerle de sert mücareleler etmiştir. Hakimiyet alanına Doğu anadolu ve kafkasları almak en büyük hedeflerinden biriydi. Bu hedefi nedeniylede doğal olarak en fazla Perslerle savaşmıştır.

Türk tarihinin en kanlı savaşlarından biri olarak tarihimizde yer alan savaşlardan biride Tomris hatunun ezeli düşmanı dönemin Pers hükümdarı Kiros'u yenerek öldürmesidir. Rivayete göre Tomris hatun Pers hükümdarını öldürüp kanını bir kovaya doldurmuştur ve kellesini kovaya atıp; "Ömründe kan içmekten bıkmadın hadi iç artık kendi kanını doya doya" dediğide rivayetler arasındadır.

Dünyanın ilk kadın hükümdarının Türk olmasıda tarihimizin ne kadar şanlı olduğunun göstergesidir aslında.




Devamını oku

1 Aralık 2014 Pazartesi

İklimin çevre ve insan üzerine etkileri nelerdir

İklimin insan ve çevre üzerine etkileriİklim belli bir bölgede belirli bir süreç içerisinde gözetlenen sıcaklık, nem, hava basıncı, rüzgar, yağış gibi sıralaya bileceğimiz daha bir çok bölgeye has özelliklere iklim denir
İklim yaşanılan bölgede yer yüzünü fiziksel veya kimyasal olarak nasıl etkiliyorsa yani çevre açısından etkilediği gibi insan üzerindede etkili olabilmektedir. bu etkileri sıralaya biliriz

İklimin insan ve çevre üzerindeki etkileri;

İklimin insan üzerindeki etkileri
- Yeryüzüne dağılışlarda etkilidir.
- Ekonomik faaliyetlerde büyük rol oynar
- Yiyecek ve giyeceklerde iklim yapısına bağlıdır
- Fizyolojik olarak etkiler
- Karakterleri etkiler
- Sosyal etkinlikleri , kültür faaliyetlerini etkileyebilir
- Endüstrinin dağılışında etki gösterir
- Konut malzemeleride yine iklime bağlı değişmeler gösterir
- Ulaşım faaliyetlerinde rol oynar
- Turizm'de iklime bağlıdır
- Tarımsal faaliyetler iklimle doğru orantılı gelişmektedir
- Tarım ürünlerinin çeşiştiliğini etkiler

İklimin Çevre üzerindeki etkileri

-Kalıcı kar sınırı , kalıcı orman sınırı direkt olarak iklimden etkilenir
-Yeryüzü şekillerinin oluşumunda etki gösterir
- Göl oluşumu, akarsu debileri rejimi hepsi iklime bağlıdır
- Bitki örtüsü çeşitliliğini etkilemektedir.
- Hayvan türlerini etkiler
- Kayaların çözülmeleri toprak oluşumu iklime bağlıdır
- Erozyon gibi doğal afetlerde iklim çok önemli bir kavramdır
Devamını oku

9 Mart 2014 Pazar

Polis Maaşları 2014 ne kadar


Polis maaşları ne kadar 2014 , Polis maaşları ne kadar oldu 2014 Polis maaşları hakkında kısaca bilgi, Polisler ne kadar maaş alıyor 2014

2014 yılının ilk günlerinde yeni zamlarla enflasyon oranı yükselmişti. Çeşitli memuriyetler bu sayede güzel zamlar aldı. Ülkemiz kolluk kuvvetlerinden olan polislerimizde bu zamdan paylarına düşeni elbetteki aldılar. Uzun mesailer , zorlu görevler koşuşturmalı işlerin peşine düşen polislerimizin 2014 senesinde maaşları ne oldu diye düşünüyorsanız aşağıdaki tablodan genel memur maaşlarına göz gezdirebilirsiniz.
Enflasyon miktarının açıklanmasıyla polis maaşlarıda göze çarpmaya başladı
İşte o tablo ve 2014 yılı memur maaşları


Devamını oku

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Tırnak Cilası Ne zaman icat edildi Tarihi

Tırnak Cilasını ilk icat eden çinlilerdir m.ö 3000 li yıllardada o zamanki kadınlar güzel görünmenin peşindeymiş günümüzdede bu moda değişmedi tabi :) M.Ö 3000 li yıllarda çinli kadınlar tarafından bulunan tırnak cilası o zamanlar Yumurta Beyazı , Jelatin, Bal mumu ve kına karışımından meydana getirilerek tırnaklar süslenirdi. Günümüzde bu karışım birazcık değişmiş olsada sistem yine aynı ah bu kadınlar hiç değişmezlermi acaba

Tırnak cilası ne zaman icat edildi, Tırnak cilası ne zaman bulundu

Devamını oku

6 Mayıs 2012 Pazar

İnsan neden çok uyur nedeni nedir

Çok Uyumanın Nedenleri ve İdeal Uyku süresi,
Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için, verimli olabilmek için bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz, bu gerekli uykuyu alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan oluruz, sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı duyarız. Ancak bazen de uykuyu fazla kaçırmaya başlarız. O zaman da, problem olur bizim için. Az uyumak gibi çok uyumakta bir problemdir. Altında yatan sebep araştırılmalıdır.
En önemli sebeplerden biri depresyondur. Aşırı uyuma ile birlikte sinirlilik halleri öfke hayattan zevk almama halleri de eşlik edebilir. O zaman konuya daha hassas davranmalı kendimizi bunu sebebine yönelik araştırma yapmaya yönlendirmeliyiz.  Aşırı Uyumak, Çok Uyuma, Çok Uyumanın Nedenleri, Çok Uyumanın Sonuçları, Fazla Uyumanın Nedenleri, Uyku Problemleri, Uyku Sorunları,
“Uykunun normali nedir ?” diye bir soru sorulursa o zaman şöyle cevap vermek gerekir. Uyku uyuma hususunda herkes için geçerli olan bir normal olmamakla birlikte 6-8 saat normal uyku kabul edilebilir. Gerçi uykunun süresi kalitesi ile alakalıdır. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır.
Çok Uykunun Gelmesi, Çok Uykunun nedenleri, Çok Uykunun nedeni, Çok Uyku Nedenleri, Çok Uyku Sorunu, Fazla uykunun nedenleri, Fazla uykunun sebepleri, Aşırı uyku problemi, çok uyumak, çok uyumanın sebepleri
Günlük olaylarla etkilenme uyku süresini bozabilir. Mesela sınavımız kötü geçmiş olabilir, eşimizle kavga etmiş olabiliriz yada o gün çok ciddi para kaybetmişizdir. Ama bu tür uyku bozuklukları gelip geçicidir . Sebep ortadan kalktıktan sonra tamamen düzelir. Çok Uyumak, Çok Uykunun Sebepleri, Çok Uyuma, Çok Uyuma isteği, Çok Uyuma Sorunu, Çok Uyuma nedenleri, Çok Uyuma Hastalığı, Çok Uyuma Problemi, Çok Uyumak Nedenleri, Çok Uyumanın Nedenleri, Çok Uyumanın Nedeni, 
Bazen de çok uzun uyunabilir. Eğer tembellik etmiyorsak ve uykumuzun aşırı olması çok uzun zamandır varsa ve biz buna rağmen dinlenmemiş kalkıyorsak o zaman ilk önce uyku hijyeni şartlarımızı gözden geçirmeliyiz. Yani yatağımız sağlıklı mı ? Odamızın havası temiz mi? Oda ısısı normal mi ? Geceleri sık sık uyanıyor muyuz ? Tüm bunları gözden geçirdikten sonra hiçbir problemimiz yoksa ve fazla uyumamız hayatımızdaki baz işleri kısıtlamaya başlamışsa artık iş çığırından çıkıyor demektir. Biz uykumuz için bir hekime başvurmalıyız ve sebebe yönelik araştırma yapmalıyız. Kaynağını bulmalı ve bunu halletmeliyiz
Kaynak: PSIKOTURK

Bunu Facebook'ta Paylas Arkadaşlarında Görsün


.
Devamını oku

Sigaranın sağlığımıza etkileri nelerdir

Sigaranın sağlığımıza etkileri
Sigara ve Sağlık: Saatte 200-250 km hızla ve 100 derecenin üzerinde sıcaklıkla dumanı ağız içine çarpan sigara, içerdiği 4000 den fazla zararlı madde ile insan sağlığında ciddi bozulmalara yol açar. Sigara otuza yakın hastalık için ciddi risk faktörüdür. Sigaranın dumanında gaz halinde bulunan CO (karbon monoksit) hücrelerin kandaki oksijeni kullanmasını engelleyerek, tüm organların çalışmasına zarar verir. Sigara dişlerde lekelenmeye, dişlerde daha kolay çürümeye, tad duygusunda bozulmaya yol açar ve diş taşı oluşumunu hızlandırır.
Sigara içenlerde ağız içi kanserleri, dişeti kanserleri, dil kanserleri, bademcik kanserleri, sigara içmeyenlere göre 3-33 kat daha fazla görülür. Sigara, solunum yollarını örten hücreleri ve koruyucu siliyer yapıyı bozarak akciğerlerin her türlü zarara açık hale gelmesine yol açar. Kronik akciğer hastalıklarının % 80-90 sorumlusu, sigaradır. Sigara içenlerde kronik bronşit, amfizem gibi hastalıklardan ölüm oranı, sigara içmeyenlere göre 2.5 kat fazladır. Akciğer kanserlerinin % 90′ı sigarayla ilgili olup, sigara içmeyenlere göre riskleri 15-20 kat yüksektir.
Sigara Neden Zararlıdır: Sigara dumanında nikotin, katran ve zehirli gazlar bulunmaktadır. Katran maddesinin içerisinde yaklaşık olarak 4000 kimyasal bileşik bulunur. Bu kimyasal bileşiklerin birçoğu da toksiktir yani zehirlidir ve bugün için bu kimyasal bileşiklerden 43 tanesinin kansere yol açtığı bilinmektedir.
Sigaranın dumanında bulunan zehirli gazlar ise nitrojen oksit ve eksoz gazı olarak da bilinen karbon monoksit gazıdır. Özellikle karbon monoksit gazı kanın oksijen taşıma gücünü azaltır. Nikotin ise bağımlılık yapar. Nikotin aslında bir zehirdir. Nikotin yüksek dozda alındığında öldürebilir. Kan basıncını yani tansiyonu ve kalp hızını(nabzı) artırır. Sigara karbon monoksit ile birlikte kalp ve beyin damarlarının hastalanmasına yol açar.
Sigara içen kişiler, içmeyenlere göre ortalama 8 yıl daha erken ölmektedirler. Sigara damar sertliği gelişmesini olaylaştırır, koroner arter hastalığı gelişiminde ise en önemli risk faktörlerinden biridir. Kalbin oksijen tüketimini arttırır, damarlarda büzülmelere neden olur. Yemek borusu kanserlerinin en önemli risklerinden birisi sigara içimidir. Sigara mide salgısını arttırır, mide ülseri ve mide kanseri gelişmesini ise kolaşlaştırır. İdrar kesesi ve pankreas kanseri sigara içenlerde, içmeyenlere göre 2 kat daha fazla görülür. Böbrek kanserleri ise 5 kat daha fazladır.
Sigara erkeklerde ejekülasyon miktarını ve spermlerin hareket yeteneğini azaltır. Cinsiyet hormanlarının da salgılanışını bozarak, cinsel isteğin ve gücün azalmasına yol açar. Sigara içenlerde prostat kanseri de, içmeyenlere göre 2 kat fazla görülür. Sigara kadınlarda ise istenmeyen düşüklere, erken ve düşük kilolu bebek doğumlarına, ölü doğumlara ve erken menapoza yol açar.
Ayrıca ses kısıklığına, ses kalınlaşmasına ve cilt damarlarının daralmasına bağlı cilt kurumalarına yol açarak cinsel yaşantıyı olumsuz yönde etkiler. Sigara içen kadınlarda rahim ağzı kanserleri de yaklaşık 20 kat fazla görülür. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda sigara içimi de eklenirse, kalp-damar hastalıkları içmeyenlere göre 2 kat fazla görülür.
SİGARANIN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR
Bağımlılık – Nikotin maddesinin bağımlılık yapıcı özelliği eroine çok benzer.
Sırt ve Bel Ağrısı -Sigara içmek, belle ilgili hastalıkların tedavisini engelleyen faktörlerden biridir. Bunun yanında normal insanlarda da zaman zaman şiddetli sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. Bunun nedeni, sigara içen kişilerde vücudun, omurilikteki disklere çok zayıf miktarda oksijen göndermesidir.
İlaca Karşı Bağışıklık- Sigara içenler belli bir ilacın etkili olması için çok daha büyük dozlarda o ilacı kullanmak zorunda kalır.
Kısırlık – Çiftlerden sadece birinin sigara içmesi çocuk olmaması riskini 3 kat artrır. Menopoz – Sigara içen kadınlarda beklenenden 5-10 yıl daha erken menopoz görülür. Bu da kemiklerin erkenden incelmesine ve de erimesine neden olur.
Erken Yaşlanma- Düzenli bir şekilde sigara içilmesi, deri yapısını bozar, kırışıklıklara yol açar. Bunun yanında dişler sararır ve de kararır, tırnaklar sağlıksızlaşır.
İyileşme Zorluğu – Sigara içenlerin yaraları çok daha zor kapanır. Bunun yanında ameliyat sonrası yaralarının iyileşmeme olasılıkları vardır.
Diş Kaybı – Sigara içmek diş kayıplarında önemli bir faktördür.
Prostat Kanseri – Sigara içmek prostat kanserinin %40′ından sorumludur.
Göğüs Kanseri – Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre %75 daha fazla göğüs kanserine yakalanma riski taşır.
Rahim Kanseri – Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski taşır.
Boğaz Kanseri – Boğaz kanseri vakalarının %80′ine sigara yol açar.
Mide Kanseri – Sigara içenlerin mide veya bağırsak kanserine yakalanma riski içmeyenlere göre 2 kat daha fazladır.
Karaciğer Kanseri – Karaciğer kanseri vakalarının % 80′i sigara yüzünden olur.
Gırtlak Kanseri – Günde 25 tane sigara içiyorsanız 30 kat daha fazla gırtlak kanserine yakalanma riski taşırsınız. Bu da ilk başlarda konuşma zorluğu ilerleyen safhalarda tamamen konuşamamaya sebebiyet verir. Sigaranın sağlığımıza etkileri hakkında bilgiler, Sigaranın sağlığımıza etkileri nelerdir, Sigaranın sağlığımıza etkileri, Sigaranın sağlığımıza zararları, Sigaradan olan hastalıklar, Sigaranın neden olduğu hastalıklar, Sigaranın etkileri
Amfizrem – Bu hastalığın yol açtığı ölümlerin %85′i sigara yüzünden olur. (Akciğerlerdeki alveoller zamanla esnekliğini kaybeder. İlerleyen safhalarda, yoğun bir biçimde solunum zorluğu olur ve hasta solunum makinasına bağlanmak zorunda kalır.)
Ağız Kanseri – Ağız kanseri vakalarının tamamına sigara yol açar.
Yemek Borusu Kanseri – Bu kanserden ölenlerin hemen hemen hepsi sigara içtikleri için ölmüşlerdir.
Çocukluk Solunum Problemleri – Annesi ya da babası sigara içen çocuklar 6 kat daha fazla solunum yolu hastalıklarıyla karşılaşma riski taşır. (Soğuk algınlığı, kulak iltihapları, bronşit, bademcik problemleri, astım ve de zatüre ki bazen ölüme bile yol açar)
Kulak Enfeksiyonları -Sigara içenlerin çocuklarının orta kulak enfeksiyonuna yakalanma riskleri vardır.
Erken Doğum ve Bebeğin Hafif Doğması – Günde sadece 5 tane sigara içen hamile bir kadının erken doğum yapması ya da oldukça küçük ve de sağlıksız bir bebek doğurma riski inanılmaz boyutlardadır.
Şeker Hastalığı – Sigara içmek, vücudun insülün salgılama yeteneğini zamanla yok eder. Bu da şeker hastalığına yol açar. Sigara, Sigaranın sağlığımıza etkileri, Sigaranın sağlığımıza etkisi, Sigaranın sağlığımıza etkileri nelerdir, Sigaranın sağlığımıza etkileri hakkında, Sigaranın sağlığımıza etkileri ile ilgili bilgi,
Kalp Hastalıkları – Sigara içenlerin kalp krizine yakalanma riski içmeyenlere göre 4 kat daha fazladır.
Kangren – Akciğerler verimsizleştiği için, vücuda çok az oksijen yayılır. İnsan vücudu, bu çok az miktardaki oksijeni iç organlara dağıtmak zorunda kalır. Bundan dolayı, kalbe en uzak kısımlar olan parmak uçlarından itibaren hücreler süratle zincirleme olarak ölür. Çoğu zaman kollar ya da bacaklar kesilebilir.

Bunu Facebook'ta Paylas Arkadaşlarında Görsün

.
Devamını oku

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Doğal Afetlerden Korunma Yolları Nelerdir

Doğal Afetlerden Korunma Yolları
Hepimizin bildiği gibi yeryüzünde birçok felaketler mevcuttur. Bunların çok küçük kısmı tamamen Doğal ve genellikle engellenmesi mümkün olmayan felaketlerdir.
Örnek olarak. .
a. Fırtınalar.
b. Yıldırım Düşmesi.
c. Yanardağ Patlamaları.
gibi olaylar gösterilebilir.
Bir kısım felaketler aslında hafif hasarla geçiştirilebileceği halde, insanoğlunun hırsı ve ihtirasıile hareket etmesi yüzünden Ekolojik dengenin bozulması sonucu çok büyük maddi ve manevi zararlara neden olabilmektedir. .
Örneğin.
a. Depremler.
b. Yangınlar.
c. Erezyon.
d. Su ve Sel Baskınları.
e. Kuraklık.
ve benzeri felaketler söylenebilir. Ayrıca sadece insanoğlunun sebep olduğu felaketler var ki.
Onlardan bazıları.
a. Savaşlar.
b. Trafik Kazaları.
c. İş Kazaları.
Görüldüğü gibi, İnsan faktörü birçok felaketler’e neden olmaktadır. Öyle ise, hepimize düşen birinci görev, bahsi geçen olayları oluşmadan önce önlemeye çalışmak ikinci aşamada ise tedbirli, bilinçli ve hazırlıklı olmaktır. Bunu sağlamak için genel hatları ile bütün bu olayları inceleyelim.
1- Fırtınalar (Tufan, Tayfun) : Fırtınalar bilindiği gibi kuvvetli rüzgarlar sonucunda meydana gelen doğal olaylardır. Yağış ile birlikte esen şiddetli rüzgarlar Tufan, kurak ve yağışsız esenler ise Tayfun olarak isimlendirilmektedir. Bu kuvvetli rüzgarlar esnasında hortum tabir edilen helezonik girdaplar ve deniz veya göllerde yüksek dalgalar ve taşmalar meydana gelmektedir. Halen yeryüzündeki ölümlü felaketlerin 1000′de 2′sini fırtınalar oluşturmaktadır.
Emniyet Tedbirleri : Genel acil ikaz sistemi, Bloklar halinde ve sağlam monte edilmiş parçalardan oluşan çatılar yapmak, Kalın cam kullanmak, Dış yüzeylerde fazla aksesuar kullanmamak, Sığınak yapmak, Çevreyi ağaçlandırmak, Taş bloklardan yüksek duvarlı marinalar inşa etmek.
Bireysel Tedbirler : Evde iseniz, Elektrik, Su, Doğalgaz veya Tüpgaz donanımlarını kapatmak, Denize yakın yerlerde mümkün olan en üst noktaya gitmek, Varsa sığınağa gitmek eğer yoksa camlardan ve kapılardan uzak durmak, yere yatmak, uçuşabilecek cisimlerin çarpma tesirini engelleyecek, yastık yorgan gibi şeylerle bedeni emniyete almak. Dışarıda veya Araç içinde iseniz, en yakın sığınağa veya güçlü görünen binaya sığınmak. Denizde iseniz, can yeleği giymek, sahile fazla yanaşmamak, teknenin dışına yakın en emniyetli yere sığınmak.
2- Yıldırım Düşmesi : Bulutlarda yüklü manyetik enerji kutuplarının çakışması sonucu meydana gelmektedir. Bazan bulutsuz ortamlarda’da gene aynı sebebe bağlı olarak yıldırım düştüğü görülmüştür. Yıldırım yüzünden meydana gelen ölüm oranı çok küçük olmakla birlikte, yangınlara sebebiyet verme oranı 1000′de 6′dır.
Emniyet Tedbirleri : Yüksek ve dış yüzeyinde metal oranı fazla olan bina ve yapılarda paratoner tertibatı kurmak. Alıcı görevi gören anten ve benzeri aletlerin uç noktalarının iletken olmayan maddelerle izole edilmesi, Zemin ile direkt irtibatının kesilmesi.
Bireysel Tedbirler : Yağışlı havalarda, aşırı metal bulunan alanlardan ve Ağaçlık alanlardan uzak durmak. Çok fazla yıldırım düştüğü anlarda, mevcut alıcı ve verici aletleri (Telsiz, Telefon, Tv. vs. )kapatmak veya kullanmamaya çalışmak.
3- Yanardağ Patlamaları : Yeryüzü çekirdeğinde mevcut bulunan mağma’nın (sıvı eriyik)ısıdan oluşan basınç sebebiyle, yeraltındaki tüneller vasıtasıyla yerüstüne çıması sonucu oluşmaktadır. Bu tünellerin dünyadaki çıkış noktalarının hemen hepsi bilinmektedir. Tünellerin çıkış noktaları denizlerin altında (özellikle Atlas Okyanusu’ndaki sıradağlarda)mevcuttur. Dünya çekirdeğinin sürekli soğuma eğiliminde olması yüzünden birçok volkan (yanardağ) faaliyetini yitirmiş görünsede, her zaman faaliyete geçme ihtimali mevcuttur. Halen Dünyadaki ölüme sebebiyet oranı 1000′de 2 dir.
Emniyet Tedbirleri: Volkanlara yakın bölgelerde yerleşim alanları oluşturmamak.
Bireysel Tedbirler: Hiçbir surette bu alanların yakınında bulunmamak, eğer oluşmuşsa en uzak ve en yüksek fakat ağaç veya sık bitki örtüsü olmayan bölgeye hızla intikal etmek.
4- Depremler : İnsanoğlunun halen en sık karşılaştığı ve en yıkıcı felaketlerden birinci sırada gelenidir. Son bir yıl içinde dünyada meydana gelen felaketlerde ölen 4. 180. 000 kişiden % 50’si depremler sonucunda hayatını kaybetmiştir. Yeryüzünün 35-40 Km. Altına kadar uzanan yerkabuğu sürekli hareket halinde olduğundan dolayı kıtalar birbirlerine yaklaşıp, yaslanmakta. Bu yaslanma esnasında oluşan basınç sebebiyle yerkabuğu kırılmakta ve açığa çıkan enerji depremlere sebep olmaktadır. Açığa çıkan enerjinin % 1’i sismik kalan kısmı ise dalga enerjisi olarak kendini göstermektedir. İşte binaların yıkılmasına bu dalga enerjisi sebep oluyor. Enerjinin yeryüzüne çıkmasına kadar geçen süre yaklaşık 100 sn. yani diğer bir deyişle, depremin başladığı noktadan yeryüzü üzerine çıkması 1. 5 dk. Civarında sürmektedir. Kabuğun kırıldığı çizgi’ye Fay hattı denilmektedir. Fay hatları, sürekli olarak kırılmaya ve dolayısı ile deprem meydana gelmesine müsaittir. Günümüz teknolojisi ile, yeryüzündeki fay hatlarının tamamının yeraltı haritaları çıkartılmıştır. Maalesef Ülkemizin üzerinde bulunduğu yeryüzü parçasının altında birçok fay hattı mevcuttur ve % 95 gibi korkunç çoğunluktaki kısmı etkilenmektedir. Ortalama her 6 yılda bir ülkemizin herhangi bir yerinde depremlere sebep olmaktadır. Ülkemizde tesbit edilen en yüksek şiddetteki deprem 7. 9 olarak tesbit edilmiş olmasına rağmen, bazı kaynaklarda 8. 4’e kadar ulaştığı belirtilmektedir.
Emniyet Tedbirleri : Fay hattının tam üzerinde yerleşim alanları, sanayi tesisleri inşaa etmemek, yüksek kalitede, darbeye, esnemeye ve titreşime mukavemetli malzemelerden mamül, statik hesaplamaları olabilecek en yüksek deprem düşünülerek hesaplanmış binalar üretmek, inşaat yapılacak yerin sert arazi parçası üzerine oturmasına dikkat etmek, olabildiğince geniş alanlar içerisinde yerleşim birimleri oluşturmak, çok yüksek ve birbirine çok yakın binalar inşa etmemek, bina temellerinde deprem pabuçları, esneme bağlantıları, kolon çıkışlarında kesinlikle eksik malzeme kullanmamak, kolon filiz demirlerini minimum 16 mm. Kalınlığında beton’un tutunmasını sağlayacak tipteki spiral yüzeyli evsaflı çelikten yapmak, en üst katlarda dahi 12 mm. den daha ince çelik kullanmamak, zemin katlarda perde duvarlar yapmak, üst duvarlarını mümkün olduğunca delikli ve çabuk kırılmaya müsait tuğla yerine prefabrik tabir edilen hazır beton duvarlardan veya sıkıştırılmış ytong tabir edilen briket’ten yapmak, kolon kiriş bağlantılarını kaliteli çelik mamüllerle ve endüstriyel beton ile oluşturmak, kat tabanlarında yapılan çelik hasır aralıklarının sık ve birbirine sağlam akuple edilmiş ve taban beton kalınlıklarının minimum 15 cm. Kalınlığında olmasına dikkat etmek. Etkileşimli bölgelerde, deprem sonrası müdahale edebilecek, kurtarma, söndürme, sağlık, güvenlik, dağıtım, istihdam, istihkam ve defin birimleri oluşturmak, bu birimleri bütün vatandaşların katılacağı sivil teşkilat ve kuruluşlar haline getirmek ve bunları sürekli teyakkuz durumunda hazır tutmak. Bu birimlerin kullanabileceği, makina, edavat, teçhizat ve malzemeyi stoklanmış ve her an kullanıma hazır halde bulundurmak. Olası depremlere karşı önceden senaryolar oluşturmak, oluşturulan bu senaryoları ülkenin çok büyük bir bölümünde aynı anda deprem olacağı varsayılacak şekilde geniş kapsamlı yapmak. Deprem bölgesine yapılacak intikal ve sevkiyatın her türlü olumsuz şart’ta dahi nasıl sağlanabileceğinin planlarını yapmak ve sürekli bu plan ve senaryoları güncelleştirmek, gelişen teknolojinin ürettiği yenilikleri takip ederek stok etmek. Uluslararası kurtarma ve deprem ekipleri ile sürekli bilgi alışverişinde bulunmak bu ekiplerle birlikte geniş kapsamlı deprem tatbikatları yapmak. Deprem sonrası kurtarılabilecek tek bir insan’ın bile bütün bu harcamalardan çok daha değerli olduğu bilincine varmak ve bu bilinci ülke genelinde herkese yaymak.
Bireysel Tedbirler : Öncelikle gerek satın alınan gerekse inşaa ettirilen binalarımızın, statik deprem hesaplarının yapılmış olup olmadığını araştırmak, içeride kolon, kiriş ve duvarların kontrolünü yapmak veya daha emniyetli olması için bir uzmana incelettirerek bilgi ve görüşünden istifade ettikten sonra, bina veya daireyi satın almak veya inşaa ettirmek. Deprem meydana geldiği anda, panik içerisinde kaçmaya çalışmak veya pencere veya balkonlardan atlamak yerine, kapı eşikleri altına sığınmak, sağlam masa, karyola altına saklanmak, küçük veya yaşlıların aynı şekilde davranmasını sağlamaya çalışmak, deprem sarsıntısı geçene kadar beklemek, sarsıntı hasarsız atlatılmış ise, dahili elektrik, su, gaz, doğalgaz ünite ve tesisatlarını emniyete almak, giyinik değil ise giyinmek, kıymetli eşya, para, mücevher, kimlik gibi şeyleri, ilkyardım da kullanılabilecek malzemeleri alarak, sükunetle disiplin içinde binayı terketmek. Büyük şiddetteki sarsıntıdan sonra oluşan ve artçı tabir edilen küçük şiddetli sarsıntıların verebileceği hasarlara karşı etrafında yüksek binalar olmayan açık alanlara intikal etmek. Halihazırda bulunan yaşlı veya çocukların güvenliğini sağladıktan sonra, gücü ve bilgisi yetebilecek insanların deprem bölgelerinde kurtarma çalışmalarına iştirak etmesi. Eğer bina içinde iken yıkıntı olmuş veya enkaz altında kalınmış ise, öncelikle bedeninizi kontrol etmek, etrafı keşfetmeye, sizinle birlikte enkaz altında kalabilecek kişiler ile ve dışarı ile irtibat kurmaya çalışmak, hareket etme imkanı varsa, onlara yardım etmeye ve dışarıdan gelebilecek kurtarma ekiplerine yerini ve durumunu bildirmeye, su ve gıda bulunabilecek alanlara ulaşmaya ve oksijen alışverişini sağlamaya çalışmak, bu esnada mümkün olduğunca az güç ve enrji tüketmeye dikkat etmek. Eğer enkaz altında kıpırdayamayacak durumda kalınmış ise, fazla hareket etmemek, fazla enerji tüketmemek, ses ile yerinizi belli etmeye çalışmak, düzenli ve periyodik sesler çıkarmaya çalışmak ve muhakkak kurtarılacağını düşünmek. Araç içinde iken, deprem hissedildiği anda paniğe kapılmadan aracı yolun kenarına çekmek, Ani fren yaparak arkadan gelen araçları tehlikeye atmamak, Yüksek binalardan uzak durmak, açık bir alana park etmek, Yolda meydana gelebilecek yarık ve çatlaklara dikkat etmek, Acil yardım araçlarına engel olmamak için mümkün olduğunca yol dışına park etmek, Belirli bir müddet trafiğe çıkmamak.
En geçerli önlem : Mümkün olduğu takdirde, insanın insan gibi muamele gördüğü, hayvanlar’dan daha üstün görüldüğü, gerek kendisinin gerekse çocuklarının istikbalinden endişeye düşmeyeceği, vatandaşlarından herhangi birisinin parmağına iğne batsa o acıyı hisseden devlet adamlarının yönettiği, insanları birbirine saygılı ve sevgili, rüşvetin, hırsızlığın, arsızlığın itibar görmediği bir başka ülkeye göçetmek veya en azından çocuklarının bunu yapmasını sağlamaya çalışmak. Bu konuda pek çok alternatif halihazırda mevcut.
5- Yangınlar : Sayısız sebeplerden ve hemen hemen her ortamda meydana gelmekte olup en sık rastlanan felaketlerden birisidir. Halen Yangınların doğal nedenlerden oluşma oranı 1000′de 9 oranındadır. Geri kalan oranın tamamı insanların ihmal ve tedbirsizliklerinden meydana gelmektedir. Ölüme sebebiyet verme oranı 100′de 3′tür.
Emniyet Tedbirleri : Ormanlık ve sık bitki örtüsü olan alanlarda, sigara içmemek, ateş yakmamak, camdan mamul veya parlak yüzeyli herhangi bir madde veya metali bu alanlara atmamak, (atılmış sigara paketlerinin içerisindeki aluminyum folyo kaplı kağıtların bile yangına sebebiyet verdiği tesbit edilmiştir. )yanıcı veya çabuk tutuşabilen kimyasal maddelerin ambalajlarını bırakmamak. İşyerlerinde ve konutlarda, yangın tesisat ve alarm sistemi(duman veya ısı dedektörü ile siren sistemi) yaptırmak, yeterli sayıda yangın söndürme cihazı bulundurmak, katlı binalarda yangın merdiveni ve acil çıkış kapıları bulundurmak, elektrik tesisat ve tertibatlarını dış temasın olmayacağı şekilde veya izoleli yapmak, akım gücüne uygun termik şalter ile irtibatlandırmak, yanıcı, parlayıcı, patlayıcı maddeleri bulundurmamak veya bu tür maddelerin bulunduğu alanları ayrı bölümler haline getirmek ve bu alanların serin ve hava dolaşımına müsait olmasını gözetmek. Bu bölgelerde sigara içilmesini, kaynak, taşlama yapılmasını yasaklamak. İçerisinde basınçlı madde bulunan tüp, depo gibi şeylerin etrafını izole etmek, sağlam bölmeler içerisinde veya çalışılan veya yaşanılan ortamların dışında veya uzağında bulundurmak. Çocukların erişebileceği yerlerde çakmak, kibrit gibi şeyler bulundurmamak vs. Ekilen tarla ve arazilerde hasat’tan sonra kalan sap ve kökleri(anız)yakarak yok etme yöntemini kullanmamak. (Anız Yakmak T. C. Kanunlarının 3 ayrı maddesinde cezai müeyiddelerle yasaklanmıştır. )
Bireysel Tedbirler : Ormanlık veya sık bitki örtüsü bulunan arazilerde meydana gelen yangınlarda eğer yangın henüz başlangıç aşamasında ve söndürülebilir durumda ise ve çevrede bulunanan insanlar varsa onlarıda haberdar ederek müdahale etmeye çalışmak aksi takdirde rüzgarın esme istikametine doğru hızla uzaklaşmak ve en yakın yerleşim biriminde ilgili birimlere ihbar ve ikaz etmek, eğer imkan varsa söndürme çalışmalarına iştirak etmek. İşyerleri veya konutlarda, öncelikle çevredekileri alarm, kampana veya ses vasıtasıyla ikaz etmek, elektrik şalter veya sigortalarını kapatmak, çocuk, yaşlı, hasta veya sakat kişileri ve yanıcı, parlayıcı patlayıcı maddeleri ve basınçlı kap veya tüp veya tüpgazı uzaklaştırmak, yangına türüne uygun alet veya maddelerle müdahale etmek. (Örneğin petrol, tüpgaz veya doğalgaz, plastik, kauçuk ve elektrik yangınlarında kesinlikle su ile söndürme yapılmaz. Bu tür yangınlarda, kimyevi toz veya köpük kullanılmalı, söndürme işlemine yanan bölgenin en uç ve en alt noktasından müdahale edilmelidir. )Duman zehirlenmesi ihtimaline karşı eğer maske varsa takmak yoksa ıslatılmış bir kumaş veya bez ile ağız ve burunu kapatmak, saçları örtmek, naylon veya sentetik kumaştan yapılmış giysileri çıkarmak, çıplak el ile aleve müdahale etmemek, söndürme ihtimali görünmeyen durumlarda yangın mahallinden veya alevlerden uzaklaşmak, dışarı çıkma ihtimali olmayan hallerde olabilecek en uzak noktaya gitmek.   Doğal Afetler için alınacak önlemler, Doğal afetlerden korunma yolları nelerdir, Doğal afetlerden korunma yolları maddeler halinde, Doğal afetlerden korunma yolları madde madde,
6- Erezyon : Ağaç ve bitki örtüsünün yok edilmesi, Yangınlar gibi belirli sebeplerden meydana gelmektedir. Ayrıca akarsuların ve nehirlerin yoğunluğu da bir etkendir. Dünyanın birçok bölgesi bu tehlikeye maruz kalmakla birlikte halen ülkemiz için en büyük tehlikelerin başında gelmektedir. Fakat, insanlarımızın bilinçsizliği ve umursamazlığı yüzünden çok geri planda kalmaktadır. Sadece bazı Belediyelerin, Kuruluşların ve TEMA vakfının olağanüstü gayretleri ve çabaları bu sorunu çözmeye yetmeyecektir çünki maalesef ülkemizdeki ağaç ve bitki örtüsü hızla yok edilmektedir. Ülkemiz üzerinden akmakta olan nehir sayısının fazla olması ise bu çöküşün hızlanmasına neden olmaktadır. Önemsenmeyen bu sorun gerçekte Ülkemiz için gelecekte çok büyük bir felaket olacaktır.
Emniyet Tedbirleri :Tahrip olan ağaç ve bitki örtüsünün en az iki misli yenileme yapmak, orman yangınlarına karşı hassas ve tedbirli olmak, akarsu kenarlarında, dik yamaçlarda ve eğimli yüzeylerde, kök yapısı sağlam, ortama uyum sağlayabilecek ağaçlandırma, setlendirme çalışmaları yapmak, doğal yaşamı muhafaza etmeye çalışmak, doğal park alanlarını çoğaltmak, konunun aciliyetini ve ehemmiyetini kavramak, bütün insanları bu çalışmalara katılmaya teşvik etmek, uluslararası bilgi ve yardım alışverişinde bulunmak, bütçeler oluşturarak bu bütçeleri doğru yerlere, doğru yöntemlerle kanalize etmek. Doğal Afetler, Doğal Afetlerden Korunma, Doğal Afetlerden Korunma Yolları, Doğal Afetlere Karşı alınacak önlemler, Doğal Afetlere Karşı alınacak tedbirler,Bireysel Tedbirler: Konunun önemini kavramak, Çevredeki bitki örtüsünü korumak, orman yangınlarına karşı dikkatli ve tedbirli olmak, ağaçlandırma çalışmalarına gerek fiilen gerek ise madden iştirak etmek, insanları aynı şekilde hareket etmeye ikna etmek, bu çalışmaları yapan kurum ve kuruluşlara destek olmak, mümkün mertebe faal üye olmak.
7- Sel Baskınları :3/2′si su ile kaplı olan Dünyamızın en büyük felaketlerinden birisidir. Büyük çoğunluğu insan hataları nedeni ile ağır zarar ve tahribatlarla sonuçlanmaktadır. Halen büyük hasara neden olan felaketler içerisinde depremden sonra ikinci sırada gelmekte ve toplam ölümlerin % 30′u su ve sel baskınlarından oluşmaktadır.
 Doğal afetlerden korunma yolları nelerdir madde madde, Doğal afetlerden korunmak için neler yapmalıyız, Doğal afetlerden korunma yolları nelerdir, Doğal afetlerden korunmak için ne yapmalıyız, Doğal afetlerden korunmanın yolları
Emniyet Tedbirleri: Ağaçlandırma yapmak, nehir, kanal, dere yataklarını kapatarak doldurmamak, bu bölgelerin yakınına ve çukur ve alçak bölgelerde yerleşim alanları yapmamak, yüksek ve sağlam köprüler inşa etmek, bu köprülerin ayaklarını yumuşak veya kaygan zemin üzerinde yapmamak, yeraltı kanalizasyon ve atıksu kanallarını büyük ve geniş inşa etmek, bu kanalların çıkışlarını denizlere veya nehirlerin havzalarına vermek, cadde, yol ve köprüler üzerinde suların birikmesini önleyecek giderler yapmak, giderlerin üzerlerine sağlam mazgallar koymak, sel veya su baskını tehlikesine maruz yerlerde yapılmış binaları sağlamlaştırmak, gerekirse bent veya setler inşa etmek, açık kanallar inşa etmek, bu felaket esnasında yüksek yerlerden suyla beraber gelebilecek toprak, taş akma ve kaymalarını önlemek için, kayma tehdidi bulunan yerleri betonlamak veya çelik ağ ile örtmek, aynı depremde olduğu gibi tetikte ve teyakkuzda bulunmak, acil müdahale ekip ve teşkilatlarında yeterli miktarda su tahliye pompası, vidanjör, bot bulundurmak, acil müdahale için geniş kapsamlı senaryolar hazırlamak.
Bireysel Tedbirler: Unutmayalım ki Gelecek Nesiller’de bizim yaşadığımız Dünya’da yaşayacaklar. Öyleyse gelin hep birlikte onlara güzel ve sağlıklı yaşayacakları bir istikbal verelim. Çünki üzerinde yaşayabileceğimiz sadece BİR DÜNYA’YA SAHİBİZ. Sanırım sizlerde aynı fikirdesinizdir.


Bunu Facebook'ta Paylas Arkadaşlarında Görsün

.
Devamını oku

Bitkilerde Boşaltım Sistemi Nasıldır ?

Bitkilerde boşaltım nasıl olur
Kara bitkilerinde üç farklı organ sayesinde boşaltım gerçekleştirilebilir.
1. Yapraklarda boşaltım : Bitkiler yapraklarıyla üç farklı şekilde boşaltım yapabilmektedir.
Stomalar vasıtasıyla solunum ve fotosentez gazlarının (O2 ve CO2) fazlası ve su buhar halinde terleme yoluyla bitkiden uzaklaştırılabilir.
Yapraklarda biriktirilen fazla tuzlar yaprak dökümüyle bitkiden uzaklaştırılmış olur.
Yine yapraklarda bulunan hidatodlardan (su savağı) su sıvı halde gutasyon (damlama) denilen olayla atılabilir.
2. Gövdede boşaltım : Gövdede lentiseller vasıtasıyla fazla CO2 dışarıya atılabilir.
3. Köklerde boşaltım : Bazı bitkiler CO2 ve bazı organik maddeleri kökleriyle toprağa boşaltırlar.
a)Stoma’ların Rolü: Kara bitkilerinde, bitki bünyesindeki karbondioksit moleküller halde, suyun fazlası da terleme ile buhar halinde stomalardan dışarı atılr.Ortamda yeterli ışık bulunduğu zamanlarda bitkiler boşaltım artığı olarak oksijen oluşturur ve bunu da stomaları ile atarlar.
b)Hidatod’ların Rolü: Fasülye, arslan pençesi gibi bitkiler ve otlarda stoma ile atılamayan fazla su, yaprakların kenarla bulunan hidatod (su savağı) isimli özel yapılarla damla halinde dışarı verilir. Bu olaya damlama (gutasyon) denir. Damlama olayı için bitkinin çok su alması ve havanın su buharı ile doymuş olması gerekir. Böyle özel durumlarda dışarı verilen su miktarı, terleme ile verilen sudan daha azdır. Damlama sıcak ve nemli gecelerde, sabahın erken saatlerinde yaprakların uçlarında görülür. Bunların çiy ile bir ilgisi yoktur. Damlama olayında, su bitkiden dışarı çıkarken bir kısmı tuzları da beraberinde taşır. Yaprak üstündeki su damlaması buharlaşınca geride tuz kalır. Böylece, damlama ile bitkiden bir miktar tuz da alınmış olur.
c) Köklerde Boşaltım : Karbondioksit ve karmaşık yapılı organik maddeleri kökleri ile dışarı atabilen bitkiler de vardır. Bir kısım bitkiler ise, inorganik tuzları kökleriyle toprağa boşaltırlar.
d) Yaprak Dökümünün Boşaltıma Katkısı : Bitkiler metabolizma ile meydana gelen bazı zehirli maddeleri, inorganik tuzlarla birleştirerek çözünmeyen kristaller şeklinde zararsız hale getirilebilir. Mesela kalsiyum tuzlarının çok fazla bulunduğu topraklarda yetişen bitkiler, fazla kalsiyumu gövde ve yaprak gibi organlarından oksalat, duruz , rafit ve sistolit kristalleri halinde biriktirirlet. Yaprağın dökülmesiyle bunlar bitki bünyesinden atılmış olur.Bitkilerde yaprak dökülmesi; iklime bağlı olarak Sonbahar’da sıcaklık ve ışığın azalmasında dolayı, diğer zamanlarda ise, sıcaklığın fazlalığından veya soğuktan,ışığın yetersizliğinden, suyun azlığından kaynaklanabilir.
e) Kovucuklarda Boşaltım : Bitkilerin gövdelerinde, koruyucu doku olarak epidermisin yerini periderm almıştır. Epidermisteki stomalar da bozularak kovucuk (lentisel) haline gelmiştir. Lentiseller karbondioksit ile beraber az miktarda da su atarlar. Metabolizma sonucu oluşan bazı maddeler ise dış ortama atılamayıp, salgı dokusu veya salgı hücrelerinde (süt kanalları, reçine kanalları ve salgı tüyleri) biriktirip saklanırlar. Böylece diğer dokulara zararlı etki yapması önlenmiş olur.

Bunu Facebook'ta Paylas Arkadaşlarında Görsün
Devamını oku

Back to Home Back to Top Copyright © 2011 VayAmk.Net- Tüm Haklarimizi Kaybettik Arayışlar Devam Ediyor ®